Ali Onur Şahinoğlu | Düşünür Yazar | Dusunur Yazar

Yazar: Ali Onur Şahinoğlu

Yazar Hakkında

avatar

Makine mühendisi. Uzay teknolojileri alanında yapısal ve mekanik tasarımcı olarak çalışıyor. Mühendislik üzerine yüksek lisans yaptı. Felsefe ve din bilimleri alanında doktora tezini yazıyor. Öykü türündeki ilk kitabı Sen Saklandın, Gece Buldu 2022’de, ilk şiir kitabı Seslerini Arayan Ölüler 2023'te, ikinci şiir kitabı Gölgeden Gölgeye Yollar 2024'te, yeni şiir ve denemelerini içeren Uzak Sözlüğü 2025'te yayımlandı. Ankara’da yaşıyor. Evli.

abd ile mabud

Abd b. Humeyd, Tefsîr’inde Hasan-ı Basrî’den nakleder: Bana ulaştığına göre adamın biri, “Yâ Resûlallah, biz sana birbirimize selâm verdiğimiz gibi selâm veriyoruz, sana niye secde etmiyoruz?” dedi. Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem], “Hayır, fakat peygamberinize ikramda bulununuz ve hak sahiplerine hakkı itiraf ediniz. Allah’tan başka herhangi bir kimseye de secde etmek gerekmez,” dedi. Bunun üzerine Allah [celle celâluhû], “Hiçbir insanın, Allah’ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara, ‘Allah’ı bırakıp bana kul olun!’ demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz kitap uyarınca Rabb’e hâlis kullar olunuz. Ve size, ‘Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin’...

Devamını Oku

Üniversitenin doğuşu

Petrus Abelardus’un (1079-1 142), Clairvaux’lu Bernard’ın (1090-1153) kilisenin doktrinlerine karşı çıktığı, rasyonellikten esinlendiği, Kutsal-Üçleme karşıtı olduğu şeklindeki iddianamesinde de görüleceği gibi, dine rasyonel yaklaşıma karşı çıkan, çoğu zaman da entelektüelizm karşıtlığına varan yadsınamaz bir akım her zaman vardı. Petrus’un bilgiyi bilgi için istediğini Bernard açıkça anlamış ama bunu ‘anlamsız kibir’ olarak görmüştür. Bernard, Petrus’a karşı zafer kazanmış ve ölümünden yirmi yıl sonra azizler arasına yükseltilmiş olsa da uzun dönemde Ortaçağ Hıristiyanlığının özelliği haline gelen Petrus’un rasyonel teolojisi olmuştur. Akıl ve dinin birbiriyle geçinebilmesi gerektiğini savunan görüşün gücünün en açık kanıtı, yeni oluşan üniversitelerin düzenlerinde görülebilir. Üniversiteler, genellikle bir katedral...

Devamını Oku

Kaplumbağa, sülük ve Mayıs

Osmanlı toplumunda sağlıkla ilgili uygulamaların en önde gelenlerinden biri, mayıs ayında herkesin mutlaka ya kan aldırması, ya hacamat ettirmesi ya da sülük tutturmasıydı. Bunlar, baş ağrılarının giderilmesi için düşünülen tedavi yöntemleriydi. Çok eski zamanlardan beri süregelen inanışa göre, yaz başlarında kan eskimiş ve koyulaşmış olurdu; bu yüzden kanın yenilenmesi için kan aldırılması gerekliydi. Bu işi yapanların genelde asıl mesleği berberlikti ve belirli dükkânlarda yapılırdı. Baharda ve özellikle mayıs ayında insanlar kimi ilaçları mutlaka uygulamaya büyük özen göstererek kimi sağlık önlemleri almaya çalışırdı. Bunlardan biri, kaplumbağa kanıydı. Çoğu mahallelerde ‘tosbağacı’ denen kadınlar vardı. Bunlar evlerinin bahçelerinde kış boyunca kaplumbağa beslerler,...

Devamını Oku

Reviyye ve ihtiyar

Huy, reviyye (düşünüp taşınma) ve ihtiyar (karar kılınmış bir tercih) olmaksızın fiil ve davranışların insan nefsinden çıkması olarak tanımlanabilir. Bu açıklamayla huy, erdem ve erdemsizliği kapsamaktadır. Erdem, güçlerin ifrat ve tefrite kaçmadan dengeli bir biçimde çalıştırılmasıdır. Erdem ahlakına göre fiillerimiz arzu ve öfke güçlerinin etkisi altındadır. Hareketler bu güçlerin etkisindeki itme ve çekme sarkacında meydana gelir. Arzu gücümüzü dengelersek iffetli, öfke gücümüzü dengelersek yiğit...

Devamını Oku

Tanrı, âlem ve zaman

Zamanın, bu anlamda hareketten meydana geldiğini söyleyen Farabi; ‘bir şeyden meydana gelenin o şeyi kuşatamayacağını’ saptar ve şöyle der: Âlemin zaman bakımından başlangıcı yoktur” sözünün anlamı, âlem bir evin veya bir hayvanın tedrici meydana gelişi gibi peyderpey meydana gelmiş değildir. Evin kısımları zaman bakımından birbirinden öncedir. Oysa zaman feleğin hareketi sonucunda meydana gelmiştir. Öyleyse âlemin zaman bakımından bir başlangıcının bulunması imkânsızdır. Bu konuda şöyle demek doğru olur: Yüce Yaratıcı zaman olmaksızın bir anda feleği yaratmış, onun hareketi sonucunda zaman meydana gelmiştir. Burada Farabi’nin, “Öyleyse âlemin zaman bakımından bir başlangıcının bulunması imkânsızdır” sözünün altı çizilebilecektir. Ancak buradan sonra Yüce Yaratıcı’nın...

Devamını Oku