Zamanın, bu anlamda hareketten meydana geldiğini söyleyen Farabi; ‘bir şeyden meydana gelenin o şeyi kuşatamayacağını’ saptar ve şöyle der:

Âlemin zaman bakımından başlangıcı yoktur” sözünün anlamı, âlem bir evin veya bir hayvanın tedrici meydana gelişi gibi peyderpey meydana gelmiş değildir. Evin kısımları zaman bakımından birbirinden öncedir. Oysa zaman feleğin hareketi sonucunda meydana gelmiştir. Öyleyse âlemin zaman bakımından bir başlangıcının bulunması imkânsızdır. Bu konuda şöyle demek doğru olur: Yüce
Yaratıcı zaman olmaksızın bir anda feleği yaratmış, onun hareketi sonucunda zaman meydana gelmiştir.

Burada Farabi’nin, “Öyleyse âlemin zaman bakımından bir başlangıcının bulunması imkânsızdır” sözünün altı çizilebilecektir. Ancak buradan sonra Yüce Yaratıcı’nın zaman olmaksızın feleği “bir anda” yarattığından söz etmesi ve onun hareketi sonucunda zamanın ortaya çıktığının belirtilmesi önemlidir. Bu durumda Farabi’nin söz ettiği ‘an’ı belli bir ‘zaman’a, ‘tarih’e ait kılmak Tanrı’nın ‘zamandışılığı’ ya da ‘zamanüstülüğü’ ile çelişecektir.

Yaratılış’ın anlamı ve ‘Yaratılış ve evrim kuramları’nın uzlaşması sorunu, Mehmet Sarsmaz

 

Richard Colton: Pekala, buna kafa yormak gerçekten ilginç. Dansçılarla stüdyoya girdiğimde, ele aldığım ilk mesele yer midir, yoksa zaman mı? Zamanın öncelikli olduğu neticesine vardım. Süre, bir şey ne müddet sürüyor; tempo, hareketlerdeki hız; devinim duygusu açısından tepki, yani dışarıdaki bir harekete ya da sese gösterdiğin tepki; tekrar etmek, ya başkasının hareketini ya da kendininkini; bunların hepsi zamanı temel alır.

Sanırım Wagner’in Parsifal operasındaydı. .. Wagner, Kutsal Kase sahnesini betimlerken, “zaman, mekana dönüşüyor; zaman önceliklidir,” demiş.

Balanchine, muhtemelen yirminci yüzyılın en büyük koreografıdır; her zaman önce müziği duymak isterdi. Çalışmaya başlamak için tek ihtiyacının, iyi müzik olduğunu söylerdi. Sırf bir yerde çalışamazdı. Zaman unsuruna gereksinim duyuyordu. Bence, şimdi tasvir ettiğin şey, tüm sahne sanatlarında var olan gerilim; bir taraftan zamandan uzaklaşırken, öte yandan eserin yapısı için zamana bel bağlamanın çelişkisi.

Tüm büyük dans parçalan, Twyla Tharp’ın Fugue [Füg] , Tricia Brown’ın Glacial Decoy (Sahte Buzul] adlı eserleri, Merce Cunningham’ın eseri, zaman mefhumunu böyle tuhaf bir biçimde kurcalar. İleri doğru ivmelenme, hız gibi doğal hareketlerin yanı sıra zaman aniden durur ve kendinden uzaklaşır. O gerilim sayesinde, zamanın farklı boyutlarıyla bu nevi oynanışı sayesinde, dans harika olur; belki mecazi anlamda geleceği, geçmişi, şimdiki zamanı harmanlamayı gözünün önünde canlandırabilirsin. Dans, tüm insanlar için zamanın aynı aktığını, fakat her insanın, zamanın içinden farklı şekilde geçtiğini, güzelce gözler önüne serer.

Bu yazı, “Açık Bilim” adlı eserden alınmıştır.