Plotinos, Platon’nun Tanrı iyidir, güzeldir; iyi ve güzel olan bir varlık hiçbir kıskançlığa sahip değildir, dolayısıyla Tanrı bütün şeylerin mümkün olduğu kadar iyi ve güzel olmasını ister, anlayışı temelinde evren anlayışını ortaya koyar. Tanrı’nın estetik boyutu konusunda gördüğümüz gibi ona göre, Bir ile İyi ya da Bir ile Güzel, bir ve özdeştir. Varlığın oluşma süreci Mutlak İyi ya da Mutlak Güzel’in taşmasıdır. Daha sonra Farabi ve İbn Sina da göreceğimiz gibi sudur, ilk varlık olan Bir’den başlar. Sonra akıl (Nous), ondan Ruh ve sonra da maddi olan evren meydana gelir. Plotinos’un evrenin estetik boyutu ile ilgili düşünceleri, ondaki sudur nazariyesi anlayışı temelinde şekillenir. Buna göre, her şey de olduğu gibi evren de Bir ya da İyi ve Güzel olarak da isimlendirilen varlıktan fezeyan yoluyla taşar. Bu fezeyan etme, hiçbir şekilde birbirinden etkilenmeden zorunlu olarak ortaya çıkar. Bu zorunluluk ise, bir yayılmadır.
Tıpkı ışığın güneşten, ısının ateşten zorunlu olarak yayıldığı gibi, maddi evren de zorunlu olarak İyi’den ya da Güzel’den yayılır. Ona göre, İyi olmak iyiyi yapmaktır. Varlığın oluş süreci İyi’nin taşmasıdır. Bir, Mutlak İyi ve Mutlak Güzel olduğu için varlığı meydana getirir. Bir, bütün şeylerin en güzeli, en mükemmeli olduğuna göre, ondan taşan şeyinde ona güzellik yönüyle en yakın olması gerekir. Evren de, Bir’den fezayan eden Nous ve ondan da fezeyan eden Ruh vasıtasıyla meydana geldiğinden dolayı, kaynağa nispetle mükemmel, kusursuz ve güzeldir. Çünkü evren, Bir’in, Tanrı’nın ezeli-ebedi taşması sonucu oluşmuştur ve bir bütün olarak iyidir.
Bu yazı, İsmail Şimşek’in “TANRI, RUH VE ÖLÜMÜN ESTETİK BOYUTU” adlı eserinden alınmıştır.