Mürşidin akıllı olması gerektiği bilinir. Geylani ile ilgili aşağıdaki örnekler de onun bu gereksinimi sağladığını gösteriyor. Bağlılarının, sevenlerinin sorunlarını böyle ince çözümlerle halledebilmesi onun, teorik ve pratik zekasına işaret. Bir de insanları okuyabilme yeteneğine.
Geylânî’nin dostlarından biri kendisinin Ebû Yezid el-Bistâmî’den üstün olduğuna dair üç talakla yemin etmişti. Meselenin çözümü için Irak âlimlerinin hemen hepsine başvurmuş, cevap veren olmamıştı. Nihayet Geylânî’ye gidip danışmasını tavsiye ettiler. Bunun üzerine Abdülkâdir Geylânî’ye gidip meselesini danışınca şu cevabı verdi: “Zevcenle görüşebilirsin. Çünkü sen Ebû Yezid elBistâmî’den öne geçtin. Sen fetva ilmine sahipsin, O ise hiç fetva vermemişti. Sen evlendin, çoluk çocuk sahibi oldun. O evlenmedi.”
Oğlu Abdürrezzâk b. Abdilkâdir’in ise şöyle anlattığı rivayet edilmiştir: “Acemlerden bir genç, Irak’lı âlimlere müracaat ettikten sonra yeterli bir cevap bulamadığından Bağdat’a gelmişti. Sorusu şu şekilde idi: “Ey seçkin âlimler! Kişinin yalnız kaldığı zaman ferdî olarak Allah’a ibadet edeceğine dair üç talakla yemin etmesi halinde yapması gereken ibadetler hususunda ne derler?” bu soruyla babama geldi. O da hemen şunu yazıverdi: “Mekke’ye gider, tavaf edenlerden boş kalınca yedi defa yalnız başına tavaf eder. Böylece yemini yerine gelmiş olur.” Fetva isteyen kişi Bağdat’ta kalmadan hemen gitti.”
Bu yazı, Abdullah Doğan’ın “ABDÜLKÂDİR GEYLÂNÎ’NİN HADİS ANLAYIŞI” adlı eserinden alınmıştır.