Tevbe’nin ne olduğu sorulduğunda birtakım sûfȋlerin yaklaşımı ise şöyledir. Ebû Ya’kub Hamdan Sûsî der ki: “Allah yoluna giren kimselerin ilk makamı tevbedir.” Sûsî’ye “tevbenin ne olduğu” soruldu. Şu karşılığı verdi: “Tevbe ilmin yerdiklerinden övdüğü şeylere dönmektir.”

Sehl b. Abdullah’a tevbenin ne olduğu sorulduğunda: “Tevbe günahını unutmamandır.”

Cüneyd ise: “Tevbe günahını unutmandır.” diye karşılık verdi.

Sûsî’nin ta’rif ettiği tevbe, mürîdlerin Hakk yoluna yeni yönelmiş, bazan öyle, bazan böyle olan kimselerin tevbesidir. Sehl b. Abdullah’ın ta’rifi de mürîdlerin tevbesidir. Cüneyd’in ta’rifi ise günahını hatırlamayan tahkik erbabının tevbesidir.

Çünkü azamet-i ilâhiyye ve zikre devam hâli kalpleri üzerine etki ettiğinden onlar günahlarını hatırlamazlar bile. Ruveym b. Ahmed’in tevbe konusundaki “Tevbe, tevbeden bile tevbedir” sözü buna benzer.

 

Bu yazı, Mustafa Yıldırım’ın “İLK DÖNEM ZAHİDLERİ VE ZÜHD ANLAYIŞLARI” adlı eserinden alınmıştır.