Doç.Dr. Polat TUNÇER | Düşünür Yazar | Dusunur Yazar

Yazar: Doç.Dr. Polat TUNÇER

Yazar Hakkında

avatar

1960 Yozgat doğumlu olan yazar, evli olup, Hesna Pınar ve Hilal Pelin olmak üzere iki kızı babasıdır. Halen 19 Mayıs Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olarak çalışmakta olup, Gazi Üniversitesi İİBF. Kamu Yönetimi mezunudur. Yüksek Lisansını Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset ve Sosyal Bilimler Bilim Dalında, doktora çalışmasını ise Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalında yapmıştır.

ŞUBAT FIRTINASI

Şubat 28, kara kışın sonu mu başlangıcı mı? O sene kimine göre baharın, kimine göre hazanın başlangıcıydı. Kimileri gönenirken, kimileri yaprak dökümü yaşamaktaydı. Nereden baktığına ve nerede durduğuna bağlı olarak değişirdi durum. Şubat, şubat olalı böyle darbe görmemişti. Bu darbe başkaydı. Post-moderndi. Öncekilere benzemiyordu. Bu sefer oyunu kuranlar rolleri bizzat oynamak yerine, kendilerine siyasetçi aktörler seçmişlerdi. Figüranlar ise tarikatçı liderlerdi. Seçimlerden dini hassasiyeti diğerlerine göre biraz fazla olan bir parti çıkmış ve koalisyon hükümeti kurmuştu. Ama bu durumu beğenmeyenler vardı. Siyaset yeniden dizayn edilmeli, kâğıtlar karılıp yeniden dağıtılmalıydı. Ve düğmeye basıldı. Milli Güvenlik Kurulu’nda kararlar alındı. İrtica birinci tehlike...

Devamını Oku

EĞİTİM VE ÜNİVERSİTELER

Eğitim bir ülkenin geleceği demektir. Bir ülke iyi eğitilmiş nesillerin omuzlarında yükselir. Bunun için Amerika’yı yeniden keşfetmenin bir manası yoktur. Bugün bilinen bir gerçektir ki kişi başına düşen milli geliri, 1960’larda bizden düşük olan Japonya, bugünkü konumuna eğitime verdiği önemle ulaşmıştır. Kaldı ki o Japonya, II. Dünya Savaşına girmiş, iki tane atom bombası yemiş ve savaştan yenilerek çıkmıştır. Akabinde 1945-1960 yılları arasında on beş sene Amerika’nın kontrolünde bir yönetim süreci yaşamıştır. Bugün teknoloji denilince aklımıza ilk gelen ülkelerden biridir Japonya. Eğitimde müthiş bir yarış vardır. Ve eğitimde kaliteyi yükseltmek için her konuda olduğu gibi rekabeti artırmış ve bireylerin kişisel...

Devamını Oku

AVRUPAÎ YAŞAM TARZININ GETİRDİKLERİ

Türkiye, yaklaşık iki yüz senedir Batılılaşma mücadelesi veriyor. Bu süre zarfında hep Batının teknolojisi ve bilimini almaya, hatta bilim üretir hale gelmeye çalıştı.  Ancak ne yazık ki bu süre zarfında yapılan ve başarılabilen tek şey Batı kültürünün ve yaşam tarzının ülkemize eklemlenmesi oldu. Batı Rasyonel düşünür ve her işini bunun üzerine kurar. Biz doğu milletleri ise hem duygusalız hem de işimizi duygusallık üzerine kurarız. Sanayimiz, ticaretimiz, uluslararası ilişkilerimiz ve hukukumuz hep duygusallık üzerine kuruludur. Duygusallık üzerine kurulan bir sistemin tıkır-tıkır işlemesi mümkün müdür? Sürekli değişen duygular, uygulanan sistemleri ya da gösterilen tavırları da sürekli değiştirmektedir.Bunun için bizde sürekli sistem...

Devamını Oku

AFRİN

AFRİN DEMEK!.. Afrin ya da Afrinler, meşru müdafaa demek. Afrin, güvenli bir gelecek ve huzurlu bir ülke için uykusuz geceler demek. Ve Afrin tarihtir, Afrin coğrafyadır… Bilindiği gibi bir ülkenin güvenliği sınırlarında başlamaz; güvenlik sınır ötesi bir anlam taşır. Yangın evi sarmadan düşman kapıya dayanmadan tedbir almak gerekir. Afrin’de olan da budur. Yani, Türkiye kendi güvenliği için gerekli ve zorunlu olan tedbirleri almak zorunda kalmıştır. Bir başka deyişle böyle davranmaya zorlanmıştır. Evrensel hukukun en temel prensibi nefsi müdafaadır. Millî birlik ve bütünlüğünü ve sınırlarının güvenliğini korumak her devletin en temel hakkıdır. Türkiye burada bu hakkını kullanmaktadır; nitekim buna itiraz...

Devamını Oku

KUDÜS VE SİYASET

Üç semavî dince kutsal sayılan Kudüs, birleştirici bir özelliğe sahip olması gerekirken, ne yazık ki yeryüzünde huzur ve barış egemen olmasını kendi çıkarlarına uygun bulmayan devlet ya da yöneticiler tarafından, siyasî bir amaçla, tam tersine çatışmaların odağı haline getirilebiliyor. Dinî değerler ve dince kutsal sayılan beldeler, insan ve toplumların âdeta yumuşak karınlarıdır. Bu yüzden kavga ve karmaşa çıkarmak isteyen devletler, bu alanlarda çalışır. Orta Doğu’nun en hassas noktalarından birisi olan Kudüs’ün şimdi de bu bağlamda kullanılmaya çalışıldığına şahit oluyoruz. Bu toprakların her karışı yüzyıllardır kanla sulanmış ve kimseye de mutluluk getirmemiştir. Ne zaman ki söz konusu üç dinin mensupları...

Devamını Oku