Yazar: Prof.Dr. İsrafil BALCI

Yazar Hakkında

avatar

Artvin-Borçka’da doğan yazar, 1994 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi. Bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, OMÜ Sosyal Bilimler Enstitüsüne araştırma görevlisi olarak atandı. 1996 yılında yüksek lisansını, 2002’de doktorasını tamamladı. Kısa bir süre Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde çalıştı. 15.11.2002 tarihinde OMÜ İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı’na Yrd. Doç. olarak atanan Balcı, 08.01.2008 tarihinde doçent, 24.09.2013 tarihinde ise profesör oldu. Halen aynı fakültede öğretim üyesi olan yazar, erken dönem İslâm tarihi ve siyer konuları üzerine yoğunlaşmıştır.

Ahlak Dinin Neresinde?

“Namaz dinin direğidir” sözünü hemen hemen duymayan yoktur. Lakin bir vahye, bir de onu hayata tatbik eden Resulüllah’ın hayatına bakılırsa, dinin bir tek direğinin olmadığı görülür. İlle de bir sıralama yapılacaksa ahlakın ilk başa konabileceğini söyleyebilirim. Nitekim ilk nâzil olan surelerin genel muhtevası ahlak, hukuk, adalet, tevhid, ahiret, cennet-cehennem, dürüstlük, yardımseverlik gibi temel kurucu ilkelerden oluşur. İbadetler çok çok daha sonradır. Haddizatında namaz haricindeki ibadetlerin tamamı, Medine döneminde farz kılınmıştır. Namaz da Mekke döneminin ortalarına doğru kılınmaya başlanıp süreç içinde tekâmül etmiştir. Dolayısıyla Resulüllah namazla tebliğe başlamamıştır. Önce müminlere şahsiyet ve bilinç kazandırmaya çalışmıştır. Elbette ki, dindar için ibadetler...

Devamını Oku

Abdullah b. Ubey b. Selül’ü Günümüzde Okumak

İsmi geçen şahsın en ünlü münafıklardan olduğunu, hatta münafıklara liderlik etmesi yönüyle tarihe geçtiğini hemen herkes bilir. Kur’an da ondan ve onun gibilerden bahseder, ancak asla doğrudan isim kullanmaz. Buna mukabil samimiyetsizliği, çıkarcılığı, güven vermeyen kişiliği ve ilişkilerinde sürekli gizli ajandasının olması gibi saiklere atıfla mesajını aktarır ve bir anlamda “bu tiplere dikkat edin” diye müminlere uyarıda bulunur. Öncelikli olarak hatırlatalım ki, münafık olarak tanımlanan İbn Ubey ve yandaşları, Müslüman idiler ve İslâm cemaatinden bir parçaydılar, ancak samimiyetsiz Müslümanlardı. Diğer bir ifadeyle güven vermeyen, çıkarına göre saf değiştiren, ikiyüzlü ve kaypak karakterlerdi. Örneğin İbn Ubey, Bedir savaşına katılmamış, ancak...

Devamını Oku

Ezberleri Bozan İki Siyasi Portre: Dr. İsrafil KIŞLA ve Av. E. Erkan BALTA

İlk kez alanım dışında bir yazı yazıyorum. Esasen siyasî konuların sayısız uzmanı varken bize bu alanda kalem oynatmak düşmez, ancak beni bu yazıyı yazmaya iten en önemli muharrik unsur, 24, 25 ve 26. dönem AK Parti Artvin milletvekilliği yapan Sayın Dr. İsrafil KIŞLA ve hâlihazırdaki vekil Sayın E. Erkan BALTA’nın siyasetteki örnek duruşları ve getirdikleri yepyeni soluk. Sayın KIŞLA, vekil olduğu dönem içinde çalışkanlığı, samimiyeti, memleketine yaptığı sayısız hizmetleri ve sözde değil özde halkın içinden birisi olmasıyla ön plana çıktı. Yaklaşık 7 yıllık vekilliği boyunca diyebilirim ki, meclisten daha çok memleketi Artvin’de zamanını geçirdi. Halkla bütünleşen, sevinç ve üzüntülerinde...

Devamını Oku

Çanakkale’den Afrin’e Uzanan Yol

Yaklaşık bir asır önce Çanakkale Deniz Zaferi kazanılmış, büyük bir destan yazılmıştı. O destanı yazanlar Türk, Kürd, Arap, Boşnak, Laz, Çerkez ve daha niceleriydi. Hepsi Haçlı ruhuyla saldıran düşmana karşı tek vücut olmuş bu toprakların evladı olup gönüllerinde İslâm mayası vardı. O gün yazılan destan ve kazanılan zafer, bir ölüm kalım mücadelesiydi. Bu yüzden İstiklâl şairimiz Âkif, Çanakkale yiğitleri ile Bedir’de savaşan müminler arasında bağ kurmuş ve onlara benzetmiştir. Tarihi zaferlerle dolu olan şanlı ordumuz Çanakkale’yi geçilmez yapmış, hem onurunu hem de vatanını çiğnetmemişti emperyalistlere. Birinci Dünya savaşında Çanakkale geçilmemişti, ancak asırlarca bir arada yaşadığımız birçok parçamız bizden koparılmıştı....

Devamını Oku

Sayın Cumhurbaşkanımızın “Güncellenme” Çıkışı Dinde Reform Talebi mi?

Sayın Cumhurbaşkanımızın “Dünya Kadınlar Günü” programında yaptığı konuşma, deyim yerindeyse gündeme bomba gibi düştü. Birçok farklı konuya temas etmesine rağmen, son dönemlerde kadını ilzam eden, onu ötekileştiren ve aynı zamanda fetva adı altında dile getirilen birtakım hezeyanlara dair açıklamaları daha çok ön plana çıktı veya çıkarıldı. Açıklamalardan memnun olan da oldu rahatsız olan da. Bunların yanı sıra “çarşı her şeye karşı” anlayışıyla hareket eden ve varlık sebebini muhalif olmaya sabitleyen üçüncü bir gurup daha bu konuşmadan rol devşirmeye çalıştı, lakin burada onları konu etmeyi gerekli görmüyorum. Daha çok Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasını çarpıtan, sözlerini “dinde reform” gibi sunan, parmağın işaret...

Devamını Oku
  • 1
  • 2