Yazar: Prof.Dr. Havva ŞAHİN KAVAKLI

Yazar Hakkında

avatar

Terme İmam Hatip Lisesi’nden 1991 yılında; Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1997 yılında mezun oldu. 2004 yılında acil tıp uzmanı; 2012 yılında acil tıp doçenti oldu. 2017 yılında profesör kadrosuna atanan Dr. Havva ŞAHİN KAVAKLI halen Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Tıp doktorluğu yanında tarih ve edebiyata ilgi duymaktadır.

KARLI BİR GECE VAKTİ

Kainat kitabını okuması istenmektedir insanoğlundan, hem de çok dikkatli okuması. Tefekkür insan olmanın gereği. Bakınca görmek isteyenler için ne çok ders ve ibret alınacak şey var etrafımızda. Mevsimlerin ardı ardına seyri ve bize yaşattıkları güzellikler duygu dünyamızda, iç alemimizde bir piyanonun farklı notalarından dökülen terennümleridir adeta. Hepsi kendine has güzellikler yaşatır bize, şükürler olsun tüm bunları bahşeden Rabbimize. Mevsim kış olunca, bembeyaz kar örtülerinin etrafımızı bürüdüğü bu günlerde biraz kar sohbeti yapmak istedim sizlerle. Kışın güzelliği kar yağınca asıl ortaya çıkar, telli duvaklı gelin gibi süsler tüm tabiatı kar. Bembeyaz örtüsüyle bütün çirkinlikleri örter, tertemiz bir sayfa açar. Elbette...

Devamını Oku

ÇANAKKALE RUHU: BİTMEYEN HAZİNEMİZ

Tarihimize baktığımızda ecdadımızın bize gururla yâd edeceğimiz bir miras bıraktığını görürüz. “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” hadis-i şerifi milletimizin sanki özel bir görevle bu topraklarda varlığını sürdürdüğüne işaret etmektedir. İstanbul’un ve tüm Anadolu’nun güvenliğinin Çanakkale’de başladığını bilen ecdadımız bu bölgeyle çok özel ilgilenmiş; bilhassa siyaset dehası Sultan II. Abdülhamit’in Çanakkale konusunda stratejik çalışmaları, bu bölgeyi tahkim edici girişimleri olmuştur. İslam’ın bayraktarlığını yapmış bir ecdadın torunları olmak elbette ki çok gurur vericidir bizim için, ancak bir o kadar da omuzlarımıza sorumluluk yükleyen bir durumdur. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki iddianız...

Devamını Oku

LİMANLAR GEMİLERİ NASIL BEKLERSE

Bir medeniyetin büyüklüğü ve gelişmişliğini kadınlarının durumuyla ölçülür diyebiliriz. Dolayısıyla kadınların bireysel ve toplumsal olarak toplumda edindikleri yer oranında medeniyetler güçlenir ve kök salar. Kadın toplum için olduğu kadar aile için de vazgeçilmez bir değerdir. Kadın bir anne, eş, kız kardeş, hala, teyze veya diğer sosyal kimlikleri ile erkekler için daima güvenli bir limandır. Nasıl büyük gemiler büyük fırtınalarda sığınacak güvenli limana ihtiyaç duyarsa erkekler açısından kadınların konumunu buna benzetebiliriz. Kadın merhameti, zarafeti, rikkati, sevgisi ve emeğinin olmadığı her iş biraz yavan, tatsız tuzsuz olur. Bugün Afrin’de çarpışan aslan parçalarına gönderilen Anadolu kadınlarımızın ördüğü atkı, bere, çorap, içlik gibi...

Devamını Oku

MEKTUPLU GÜNLERDEN AKILLI TELEFONLARA: TEKNOLOJİYLE İMTİHANIMIZ

Zaman zaman hepimizin muhakeme ettiği bazı konuları birlikte sesli düşünmeye davet ediyorum sizleri. Teknoloji hayatımıza neler getirdi, neler götürdü. En çok kullandığımız teknolojik ürünler olan cep telefonları üzerinden sohbet edelim. Bugün hayatımızın her alanını sarmış olan, adeta hayatın vazgeçilmezleri haline gelen bu aletlerle olan serüvenimizi hatırlayalım. Bizim çocukluğumuzda yaşadığımız kasabada evlerde telefon yoktu. En çok kullandığımız haberleşme aracı mektup yazmaktı. İnsanlar gurbette olan yakınları ile mektupla haberleşir, hasbihal ederdi. Askere giden gençler için mektup hayat kurtaran bir nefes gibiydi, çok kıymetliydi. O zamanlarda bir genç askerlik çağına gelip de Peygamber ocağının yolunu tuttuğunda varır varmaz ailesine, sevdiklerine telefonla hemen...

Devamını Oku

TÜRKİYE’DE ACİL SAĞLIK HİZMETLERİ, NEREDEN NEREYE?

Türkiye’de acil sağlık sistemi doksanlı yıllarda daha profesyonel bir bakış açısıyla ele alınmaya başlandı. Doksanlı yıllardan önce de elbette ki hastaneler acil hasta bakıyordu, acil servislerde bu hizmetler veriliyordu.Ancak yapılanların sistematik ve profesyonel olduğunu ne yazık ki söyleyemiyoruz. Nasrettin Hoca’nın eşekten düşünce “Bana eşekten düşeni bulun, benim derdimden o anlar,” dediğini hepimiz tebessümle hatırlarız. Ülkemizde acil tıp sisteminin gerekliliğinin anlaşılmasının da benzer bir hikaye ile başladığı rivayet edilir.Büyük üniversitelerimizden birinin rektörü bir kaza geçirip yolu acil servise düşer. Gittiği acil serviste sıkıntılarla karşılaşır, aldığı sağlık hizmeti kendisini hayal kırıklığına uğratır. Bu olaydan sonra dünyada bu işlerin nasıl yürüdüğünü, acil...

Devamını Oku
  • 1
  • 2