Yönetim sorunlarının büyük bir bölümü, etik ilkelere uygun hareket edilmemesinden kaynaklanır. Zira toplumsal zihin yapımız, etikle ilgili konuları yorumlarken ve günlük hayatta ahlak olarak nitelendirirken, kendisine has bir özellik gösterir. Böyle olması da kaçınılmazdır. Zira, etik evrensel boyutta düşünürken, ahlak yerel boyutta konulara değinir. Bu nedenle de her toplumun kendi ahlak yasaları oluşur. Toplumun ahlakî değerleri ise ister istemez kamu yönetiminin işleyişi ve verimliliği üzerinde oldukça etkilidir. Zira, medenî toplumlarda etik kurallara uyamayan ve ahlak dışı olarak kabul edilen pek çok davranış, gelişmemiş ya da az gelişmiş toplumların kamu yönetimi sisteminde gayri ahlaki olarak görülmez.
Az gelişmiş ülkelerin kamu yönetiminde görev almak, yani; kamu görevlisi, hizmetlisi, personeli olmak genellikle iş ve maaş garantisini de yanında getirir. Bu bağlamda Türk kamu yönetimi sisteminde bu nedenle de çalışanlar, maaşlarını hak edip etmediklerini pek düşünmezler. Zira onları harekete geçirecek bir kamu yönetimi faktörü yoktur. Bu tür çalışanlar, maaşlarında bir eksilme olmadığı sürece, bu sorgulamayı yapmayı düşünmezler. Bu nedenle de kamu personelinin etkin ve verimli çalışması, onların ahlak anlayışlarına ve vicdanlarına bırakılamaz. Zira pek az kişide bu alan ve sorumluluk duygusu gelişmiştir. Bu azınlık görevini en iyi şekilde yapabilmek için kimsenin zorlamasına ya da hatırlatmasına ihtiyaç duymaz. Bu tür bireyler disiplinli çalışma azim ve güçlerini, içlerinde oluşan manevi duygularının yoğunluğundan alırlar. Onlarda görev bilinci ve duygusu çok gelişmiştir…
Görevlerin büyük bir çoğunluk tarafından ihmal edilmesi ve savsaklanması, pek çok insanın da böyle davranmalarına yol açar; zira onlara göre çoğunluğun yerleşmiş davranışı, teamüller doğrudur ve bunlara aykırı davranış çeşitli sorunlara yol açar. Onlara göre; sorun yaşamaktansa kalabalığa uymak evladır… Bu tür toplumlarda ahlak yalnızca cinsel ahlak olarak bilinir ve kabullenilir.
Bir ülkenin aydınlık yarınlarını kuracak nesilleri yetiştiren akademik dünyamıza geldiğimizde, bu alanda da toplumsal ahlak kuralları baskın konumdadır. Etik değerleri savunması gereken akademik dünya, toplumsal kabullerin içinde kendi değerlerini yitirmiş kalmıştır. Toplumu yönlendirmesi ve aydınlatması gereken akademik dünya; toplumsal kabulleri, etik değerler bakımından sorgulamadan uygulama kolaylığına düşmüş durumdadır. Akademik dünya, toplumun ahlak anlayışını etik değerlere uygun hale getirme gayreti yerine, kolaycılık yolunu tercih etmektedir.
Kamuda çalışanların, toplumsal kabuller yerine, etik değerlere öncelik vermeleriyle kamu yönetiminde israfın önüne geçilebildiği gibi etkinlik ve verimlilik de önemli ölçüde artacaktır. Asıl işinde gerekli gayreti ve özeni göstermeyen kamu çalışanlarının ek bir gelir elde edebilmek için nasıl Cumartesi ve Pazar günlerindeki görevlerini aksatmadıklarını da gözlemlemek, kamu yönetimi problemlerinin temelde ahlaki değer yargılarının etik değer yargılarından ne denli uzaklaşmış olduğunun bir göstergesi sayılabilir.
O halde kamu yönetimi, performans odaklı ücret ödeme sistemine geçmek, çalışanlarına da etik değerleri benimsetmek zorundadır. Başka türlü etkinliği ve verimliliği sağlamak pek mümkün gözükmüyor…