Belgesellerde izleriz tabiatta her canlının bir var olma mücadelesi vardır.
Bu insan ve toplum için de böyledir.
Tarihi seyir içerisinde var olmak mücadelesini bazen iklim ve şartlar müsait olmadığından uzun kış geceleri takip eder.
Sonra bakarsınız ki bir bahar ortamı ve büyük uyanış başlar.
Türk Milleti tarih yazmış bir millettir.
Osmanlı’nın gerieleme devri ile birlikte uzun bir sessizlik dönemi yaşayan Milletimiz; 19. Yüzyılda büyük bir yıkım yaşamıştır.
20.yüzyılı da yeniden toparlanma ve uyanış çabalarıyla geçirmiştir.
Günümüzde ; coğrafyasında büyük siyasi ve askeri hadiselerin ortasında bir var oluş (bekâ) mücadelesiyle karşı karşıya kalmıştır.
Bu mücadeleden ya silkinip çıkacak ya da bütün iddialarını terk etmek zorunda kalacaktır.
Mevsim bahardır ve tarihi şartlar yeni bir dirilişi müjdelemektedir.
Milletimiz Cumhuriyet yıllarını sancılı bir sistem mücadelesiyle geçirmiştir.
Geldiğimiz tarih eşiğinde ya öze dönük bir yapılanmayla ayağa kalkacaktır ya da düşünmek bile istemem…
Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi, çağının dinamizmine ayak uyduramayan hantal bürokratik cumhuriyete alternatif olabilecek midir?
Bunu zaman ve uygulama gösterecektir.
Fakat Osmanlı’nın son dönemindeki gibi, “istemezük” muhalif mantığı ve söylemi absürt bir kafa yapısını ortaya çıkarmaktadır.
Çağın dinamizmini yakalamak güçlü icra ile mümkündür.
Bunu bağımsız, adil bir yargı, yasama ve bunun içinden çıkacak bir denetim mekanizması tamamlamalıdır.
“Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal” aklın yolu budur. (Bedîüzzaman)
“Zaman büyük müfessirdir, kaydını izhar ederse itiraz olunmaz”. (Bedîüzzaman)
Statükoda direnmek akıl kârı değildir.
Ya zamanın ruhuna uygun çözümler ta da başarısızlık ve mağduriyet…
Tabii ki en güzel ve mükemmel sistem dahi uygulamadaki başarılarıyla hayırlı neticeler verecektir.
Günümüzde Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi dışında başka çıkış yolu yoktur.
Selam olsun Hakka tabii olanlara.
Selam ve dua ile…