*Bu çalışmada bir kısmını çevirdiğim makalenin orijinali Peter Beaumont tarafından kaleme alınmış olup, 3 Ocak 2018 tarihli The Guardian’da yayınlanmıştır.

ABD başkanı, Ortadoğu’daki olaylara, Manhattan’da oyuncuları son haddine kadar zorlayabileceği bir mülkiyet antlaşması olarak yaklaşıyor.Ancak barış görüşmeleri bir mülkiyet antlaşması değildir.Trump, Mahmud Abbas’ı ve Filistin otoritelerini artık kaybedecek bir şeyin olmadığı noktaya doğru itiyor.

Filistinli bir uzman Guardian’a yaptığı açıklamada,” Buraya kadar,” diyor ve ekliyor, “Kudüs’ü tartışma konusu olmaktan çıkardığını belirten tweet’ler, ABD’li diplomatların Kudüs’ün statüsünün henüz belirsiz olduğu söylemini yalanlıyor.Bunun yerine kendisi, arkadan iş çevirerek sürecin tıkanmasında Filistinlileri suçlu görüyor.Barış sürecinin işlediğini ve bir barış planı olduğunu görmezden geliyor.”

“Başkanın en büyük hatası, masadaki barış görüşmelerini iş yaşamından aşina olduğu, her zaman üstesinden gelebileceği bir tartışma konusu olarak görmesi.Ancak Filistinliler kolayca kandırabileceği bir topluluk değil.Bu insanların haysiyetleri için ölebileceği gerçeğini görmezden geliyor.”

Trump’ın belagatına karşın, en umut verici gelişme sadece uluslararası havanın biraz ısınması olacaktır.Nitekim diğer sonuç Trump’ın o çok övündüğü kemiksiz anlaşma değil, bilakis kemiksiz bir yıkım ve barış görüşmelerinin ortadan kalkması olacaktır.