Mezuniyet töreni; öğrenci, anne, baba, kardeş ve eş için son derece önemli olan bir törendir. Pek çok öğrenci, mezuniyetini hayal ederek (4-6 yıl arasında) yıllarca emek veriyor; anne-baba ve kardeşler, yüzlerce km uzaktan mezuniyet törenine katılmak için kampusları dolduruyor. Ne için? Sanal diploma törenleri için mi? Törenlere katılan öğrencilerin büyük bir bölümü, mezun durumda olmadıklarını bilirken, bunların yakınları da mezun olmadıkların bilmeden, onların mezuniyet sevincini paylaşmaktadırlar.
Nereden bilebilir ki tamamen sanal ve göstermelik bir törenin bir parçası olduğunu.Adı üstünde mezuniyet töreni, eğer bir kişi mezuniyet törenine katılıyor ya da birilerini davet ediyorsa, mezun olmuş demektir. Onlara açık açık şu gerçeği söylememiz doğruluğun ve dürüstlüğün bir gereğidir: Sizin öğrenciniz henüz mezun değil, ne zaman mezun olacağı da belli değil ya da mezuniyeti için şu kadar dersi var… Bu bilgileri mezuniyet törenine gelmeden önce resmî bir yazı ile ailelere bildirmek gerekir.
Doğan Cüceloğlu, toplumun büyük bir bölümünün “mış gibi yapmayı ve yaşamayı”, tercih ettiğini belirtir. Mezuniyet törenlerinde yapılan da bundan farklı bir şey değil. Mezun olmayanlara mezun muş gibi sanal belgeler veriyoruz ve mezuniyet törenlerinde kutluyoruz; övgü dolu sanal söylevler veriyoruz. Onların yarınlara umutla ve güvenle bakmalarını sağlamak için öncelikle bu sanal mezuniyet törenlerine bir son vermek gerekir.
Eğitim kurumlarının öncelikle öğrencilerine; doğruluğu, dürüstlüğü, hakkaniyeti, adaleti ve aldatmamayı öğretmesi gerekmez mi? Toplumsal düzeni korumanın ve sürdürmenin anahtarı olan; söz konusu kavramların aksini yaparak; aldatmanın, toplumları nasıl felaketlere sürüklediği nasıl anlatabilir ve onlardan gerçeğe ve hakikate saygılı olmaları nasıl istenebilir.
Hülasa konunun iki yönü var. İlki mezun olmamışları mezuniyet törenine davet etmek ve onların da bunu gayet normalmiş gibi kabul etmiş olmaları; yani herkesin gerçek dışılığa pirim vermesi; diğeri de üniversite kaynaklarını (zaman, para, yer vs) ve imkânlarını henüz mezun olmamış öğrencilere sarf ederek, gerçek mezunların haklarının gasp edilmiş olmasıdır.
Bütün son sınıf öğrencilerinin yerine gerçekten mezun olanların katıldığı bir mezuniyet töreni yapılabilirse, az sayıdaki bu çocuklara daha kaliteli mezuniyet törenleri düzenlenebilir. Üstelik eğitim-öğretim yılı sonunda, bütün sınavlar bittikten ve dereceye giren ve gerçekten mezun olanlar belli olduktan sonra, yapılacak kaliteli ve nitelikli törenler hem anne-baba ve kardeşleri hem de öğrencileri tatmin edecektir.
Kesin sonuçlar belli olmadan yapılan törenlerde dereceye girip ödül alanlar, kesin sonuçlardan sonra yerlerini başkalarına bırakabilirler. Ama tören yapılmış, fotoğraflar çekilmiş, ödüller verilmiş ve birinciler ilan edilmiştir…
Yıllarca çalışıp hayalini kurduğu o fotoğraf karesine giremeyen öğrenci, sanal törenlerin kendisine yapmış olduğu azizliği ömür boyu unutmayacak, unutamayacaktır. Yapmayın, etmeyin bu törenleri küçümsemeyin… Gerçek mezunlara ve başarılı öğrencilere unutamayacakları törenler yaşatın ki aidiyet duygusunu tadabilsinler…
Başarılı öğrenciler; bu duyarsızlığın ve sanallığın kendilerinde yarattığı olumsuz duyguları uzun süre üzerlerinden atamayacaklar ve çalışanla çalışmayanın aynı anda ve yerde cübbe giyip kep attığı mezuniyet törenlerinden tatmin olmamış ve mahzun ayrılacaklar…
Küreselleşen dünyamızda sanallaşma yaygınlaşıyor; ancak aldatan gerçekler yerine, sanal hakikat olsun tek!..
Sanal mezuniyet törenleriyle; merhaba hayat!.. Elveda hakikat!..