*Bu çalışmada bir kısmını çevirdiğim makalenin orijinali Gary M. Burge tarafından kaleme alınmış olup, 9 Aralık 2017 tarihli The Huffington Post’ta yayınlanmıştır.

Akılda tutulması gereken iki nokta var.

 

İlk olarak, İsrailli köktendincilerin Tapınak Tepesi ve Mescid-i Haram da dahil olmak üzere herhangi bir yerde dua etme hakkını talep etmesi ilginçtir.Eşitlik ideallerini alkışlıyorum.Ancak bu hakkı Müslümanlara da verecekler mi? Kudüs’ün herhangi bir yerinde Müslümanlar da (aynı Mekke’deki gibi) dua etmekte özgür olurlar mı? Batı Duvarı’ndaki en kutsal alan olan Yahudi bölgesini de bu eşitliğe dahil ediyor musunuz?Bence olası değil.Batı Şeria’da da aynı şey geçerli.İsrailli yerleşimciler ırk ayrımı yapılmaksızın “her yerde yaşamak” için haykırmakla birlikte sıkı İsrail askeri işgali altında yaşayan Filistinlilere aynı hakkı vermek istemiyorlar.
İkinci olarak, bu çatışma tüm İsrail-Filistin çatışmasının sembolik ifşası.Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki Filistin toprak kayıpları 1967’den beri çok büyük boyutlarda.Ve şimdi – sanal bir mitoloji haline gelen dini bir gayret üzerine – İsrailli köktendinciler Filistin’deki Müslüman ların en kutsal alanına erişim talep ediyorlar.Arap dünyasındaki Müslümanlar bu alanı savunmak için mutlu bir şekilde ölebilirler.

 

Ancak daha da önemlisi bir şey daha var.

 

Bu idealin gerçekleşmesinde Amerikalı Hıristiyan Siyonistlerin hiç yardımcı olmuyor.Onlara göre, “Üçüncü Tapınak”’ın inşası, kiliselerin aklını bir fırtına gibi ele geçiren peygamberlik fantezisinin bir parçasıdır.Bu tapınağı inşa etme ihtiyacı, patlak verecek peygamberlik savaşı ve İsa’nın Yeniden Gelişi ile tarihin tamamlanması hakkında yüksek sesle sadece konuşuyorlar.

Ve bu fantezinin ortaya çıkmasına ve ortaya çıkacak yıkımın bir an önce gerçekleşmesine yardımcı olmak için Siyonist örgütlere milyonlarca dolar gönderiyorlar.

 

Allah korusun.