Sitemiz hayırlı olsun. İletişim ve internet teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, bilgiye ulaşmak, ulaşılan bilgiyi başkalarıyla paylaşmak konusundaki zorluklar artık ortadan kalkmıştır.

Dinamik, zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Millet olarak, ev sahibi olduğumuz bu coğrafyada, çok ciddi bir hükümranlık yaşadık, medeniyetler kurduk. Ortak bir kültür oluşturduk. Bu coğrafyada olup biten her şey az veya çok yekdiğerini ilgilendirmektedir. Ülke olarak, neredeyse her gün, duyarsız kalamayacağımız bir gündemle uyanıyoruz.Nasıl duyarsız kalacaksınız? Zalimin karşısında, mazlumun yanında, her zaman haktan ve haklıdan yana olmak gibi bir misyonun taşıyıcısıdır bu ülke ve insanları. Bugün içeride ve dışarıda çok açık bir şekilde bu mücadele veriliyor. Özünde, yaşanılan bir bağımsızlık mücadelesidir; ama aynı zamanda bir medeniyetler mücadelesidir de. Ülke olarak bu mücadeleleri verirken, kendimizi hatırlamaya, kendimize dönmeye, kendimiz olmaya başlıyoruz. Ekonomik olarak güçlenirken kültürel olarak da bir değişim, bir dönüşüm yaşıyoruz.

Bu değişim, bu dönüşüm yaşanırken, ülke düşünürleri ve fikir sahibi olan herkesin ortaya çıkıp, hiç olmazsa ‘ha gayret’ demek gibi bir sorumluluğunun olduğunu düşünüyoruz.

Doğrudan, güzelden, iyiden, haktan, hukuktan yana bu mücadele verilirken, bizlerin ülkenin aydınları olarak, bu mücadelede durduğumuz yerle ilgili bir suale muhatap olacağımızın bilincindeyiz. Son yaşanan Kudüs olayı ile, bu ülkenin insanı, Kudüs’ün siyasi, medeni, etnik ve kültürel yapısını, Fahreddin paşayı ve İsrail-Kudüs eksenli bu coğrafyada ve ülkemizde oynanan oyunları, dönen dolapları, yakinen gördü ve öğrendi.

Dünya üzerindeki İsrail-Yahudi dokunulmazlığı “One Minute” ile önemli bir darbe yedi. Dünya üzerindeki Siyonist yayılım Türkiye Cumhuriyeti’nin yerinde hamleleriyle bir kazanım sağlayamadı. Bu akımın temsilcileri, daha genel ifadeyle kaosun hizmetkarları, artık kendilerini eskisi kadar güvende hissetmemektedir. Bu psikolojinin yeni çılgınlıklara gebe olduğunu söylemekse yanlış olmaz.Yüksek tirajlı İsrail gazetelerinden birisinin köşe yazarı Gideon Levy, İsrail’i ve ona hamilik yapan ABD’yi sert ifadelerle eleştirerek, İsrail toplumunun işgal bağımlısı olduğunu ve bu bağımlılığın geleneksel tıbbi yöntemlerde olduğu gibi tedavi edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.Bu haleti ruhiye içerisindeki bir toplumun gerçekleri görebilmesi ve sağlıklı kararlar verebilmesi mümkünmüdür? Hem işgalci hem mağdur, hem güçlü hem zayıf, korunmaya muhtaç rolü oynayan tam bir patolojik ruh halidir izlediğimiz.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)ve Birleşmiş Milletler (BM) oylamasında olduğu gibi, Müslüman dünya, çıkacak problemler karşısında kararlı tutumunu sürdürmelidir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti devleti, dış politikadaki tecrübe, birikim ve kararlı tutumu ile güneyimizdeki terörün önüne set çekerek, kurulmak istenen büyük İsrail devleti ideallerine de önemli darbe indirmiştir.

Şüphesiz bu bölge üzerinde hesapları olanlar hesapları kapatmış değiller. Türkiye burada olduğu, belirleyici rolünü sürdürdüğü müddetçe aynı kadim hesapların içinde hep olacaklardır.

Güçlü Türkiye bölgede istikrar demektir. Bu, onların işine gelmez. Bizi zayıf düşürmek, itibarsızlaştırmak için her yolu deneyeceklerdir. İçeride bizi birbirimize düşürerek gücümüzü azaltmak, Arap coğrafyasıyla aramızı açarak itibarsızlaştırmak istiyorlar, isteyeceklerdir.

Aynı idealler uğruna birlikte yola çıkanların bugün ne hale düştüklerini görüyoruz. Bugünlerde medyada Araplar bizi arkamızdan vurdu yollu haberleri de aynı konu üzerinden bir kez daha okumak sağlıklı olacaktır.

Bu nedenle, hem Kudüs hem de içeride yaşadığımız huzursuzlukların son bulacağını beklemek yanlış olur. Türkiye ve Müslüman dünyanın düşmanları akla hayale gelmiyecek planlar içinde olduğu unutulmamalıdır. Selam ve Dua ile..