*Bu çalışmada bir kısmını çevirdiğim makalenin orijinali Max Fisher tarafından kaleme alınmış olup, 9 Aralık 2017 tarihli The New York Times’da yayınlanmıştır.

Şimdi Ne Olacak?

Sıklıkla şiddete evrilen protestolar, Filistin halkının, özellikle Kudüs’ü ilgilendiren konular başta olmak üzere politik provokasyonlara verdikleri geleneksel cevaptır.Filistin’in duruşu, İsrail’in Devleti’ni rahatsız etmek üzerine kuruludur.

Arap dünyasındaki genel kanı ABD’nin popüler ve güvenilmez olduğu yönündedir.Bu kanıya sebep olan olayın, başat bir Arap ülkesi olan Irak’ın işgali neticesinde, çoğu Arap’ın inandığı şekilde, birçok insanın ölmesine sebebiyet vermekle ilintili olduğu inkar edilemez.Dolayısıyla Kudüs konusundaki girişimin bu topraklarda olumsuz karşılanması doğaldır.Ancak unutulmaması gerekir ki bu sadece okyanustaki bir su damlasıdır.

Yine de bu girişim, coğrafyadaki politik durumu daha da karmaşık hale getircektir.George Washington Üniversitesi’nden politik bilimci Mark Lynch şöyle diyor,”Başarılı olmasa da barış sürecinin gözle görülür şekilde takip edilmesi, Birleşik Devletlerin İsrail’le ve İsrail karşıtı Arap devletleriyle ittifakının devam etmesine sebep olan mekanizma olmuştur.”

Bu, Arap hükümetlerinin, Filistinlilere karşı bir Amerikan-İsrail ittifakını destekledikleri algısını haklı göstermelerini zorlaştırabilir.Her ne kadar Arap hükümetleri Filistinlilerle pek ilgilenmese de, içeride yaşanacak huzursuzluklardan dolayı endişeleniyorlar.

Bu durum Arap ülkelerinin Washington’la ilişkilerini koparacakları anlamına gelmiyor.Ancak biraz daha sessiz ve işbirliği konusunda biraz daha dikkatli olmaları gerekebilir.