Kamu yönetimi çalışanı olmak isteyenlerin önemli bir kısmı, sosyal ve ekonomik haklarını garanti altına almak amacı taşımaktadır. Yani bir başka deyişle, kamu yönetiminde çalışanların büyük bir kısmı, kamudaki işini ikinci bir iş, ek iş olarak görmekte ve öyle hareket etmektedir. Bunun mazereti de hazırdır. Devletin verdiği ücret geçinmesine yetmediği iddia edilmektedir ki bu doğrudur. Ancak bir başka doğru daha vardır ki, kamu yönetimiyle yani devletle bir sözleşme yapılmakta ve bu sözleşme kurallarına uymak, dürüst ve doğru olan bir insanın vicdanı borcudur. En azından kamudaki işini birinci ve öncelikli iş olarak görmek zorundadır. Zira hukuk kuralları gereği, bütün enerjisini, yeteneğini ve zamanını işini iyi, güzel ve doğru yapmak için harcamakla yükümlüdür. Kamu yönetimiyle yaptığı sözleşmeye aykırı hareket eden ve zamanının önemli bir bölümünü kamu dışındaki işine harcayan kişinin bu hukuk tanımazlığını ispat etmek oldukça zordur; zira işler kitabına uygun yürütülmektedir. Ancak cümle âlem bilmektedir ki kamu yönetimindeki işinden öte iş peşinde koşanlar; işlerini, görevlerini ve yükümlülüklerin aksatmakta, asıl işi olan kamudaki işine yorgun-argın ve bitkin bir biçimde başlamaktadır.
Evet, herkes kamudan bilerek ya da bilmeyerek bir şeyler almaktadır. Kimi zaman, kimi bilgi kimisi de performans götürmektedir. Yani kamu yönetimindeki işine, mesleğine harcaması gereken zaman ve enerjisini, ikinci ya da üçüncü işlerinde kullanmaktadır. Yani hepimiz kamu hizmeti yaparken, kamudan bilerek ya da bilmeyerek, az ya da çok kamudan hakkımız olmayanı almaktayız.
Kamu yönetiminde diğer bir sorun, kişilerin ihmalleriyle, kamu idaresine yani devlete açtıkları zararın tazmini meselesidir. İş hukukunda işçi ihmali nedeniyle işverene otuz günlük ücretinden daha fazla zarara yol açarsa, sözleşmesi bildirimsiz feshedilebilir. Kamu yönetiminde ise maalesef böyle bir durum söz konusu değildir. Diğer yandan, işveren ücretli yıllık iznini çalışarak geçiren işçisinden vermiş olduğu izin ücretini gere alabilir. İş hukukundaki bütün bu yasal düzenlemelere karşın, kamu personeli için bu tür yükümlülükler yoktur. Kamu personeli, bütün zamanını, enerjisini ve becerisini kamudaki işi ve mesleği için harcamakla yükümlüdür. Akademisyenlerde olduğu gibi meslekî gelişmesini ve çalışmasını sürdürmek, mesai saatleriyle de sınırlı değildir. Yani, mesleğini icra eden kamu çalışanları 7/24 meslekî bilgilerini artırmak ve kendilerini geliştirmek için çaba sarf etmelidir.
Bu mesele, Kamu yönetiminin temel sorunlarından birisidir. Devletin hak edilenden daha az ücret ödediğini iddia edenlerin, yapmış olduğu sözleşmeleri ve hukuki yükümlülükleri dikkate alması ve buna göre bir değerlendirme yapması gerekir.
Hülasa ne aldığımızdan önce, kamuya ya da ülkemize ne verdiğimizle işe başlarsak, sanırım, sorunun büyük bir bölümü çözülür.