Bugün içinde bulunduğumuz toplumun geldiği noktaya bakıp-bakıp bu kelimenin
anlamını düşünüyorum. Hele de geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin durumu bu
bakımdan vahim. Onların büyük bir bölümünün maalesef edepten ve adaptan haberleri bile
yok! Bu gençler bizim ürünümüz. Eğitim sistemiyle, ailesiyle, hocasıyla, çevresiyle bizim
yetiştirdiğimiz insanlar. Değer yargılarımız hızla yok oluyor. Bu değerleri yeni nesle
aktaramıyoruz.
Adap; usul, yol, yordam, davranış kaideleri, ahlak ve terbiyenin gerektirdiği konuşma ve
hareket tarzı olarak bilinir. Edep ise; utanma, çekinme, sıkılma duygusu, incelik anlamına
gelir. Bir toplumun bunlardan yoksun olması, ne tür sorunlara yol açar? Kelebek etkisi
nerelere uzanır bilinmez.
Kim aktaracak? Gençlere örnek olması gereken toplumun büyük bir bölümü ne yazık ki
bu değerlerden yoksun. Televizyonda tartışma programlarını seyrediyorum. Çoğu zaman bu
programlara katılanların büyük bir kısmı, muhataplarını ya da moderatörü dinlemek yerine,
cep telefonlarıyla meşgul olmaktalar. Ne kadara saygısızca bir davranış sergilediklerinin
farkındalar mı acaba? Entelektüel geçinen bu tür insanların tavırlarına bakıp, gelecek
kuşakları itham edemiyorum.
Otobüste ya da dolmuşta, cep telefonlarıyla en mahrem konularını ya da hiç kimseyi
ilgilendirmeyen sorunlarını bağıra çağıra anlatan insanları görüp, memleketim adına
üzülüyorum. Ve bizlere ne kadar büyük bir sorumluluk düştüğünü düşünüp, her alanda ve her
yerde örnek davranışlar sergilemenin ülkemizi seven herkesin boynunun borcu olduğu
kanaatini taşıyorum…
Nerede-nasıl davranacağını bilmeyen ve başkalarına saygısı olmayan toplumların
gelişmesi ve güçlenmesi neredeyse imkânsızdır. Zira, toplumsal güven ve itimadın kalmadığı
ülkelerde değerli fikirler filizlenemez. Edep ve âdap insanların birbirini sevgi ve saygıyla
selamlamasını sağlayacaktır. Duygusal birliktelik, daha güçlü bir ülke ve daha huzurlu bir
toplum yaratır.
Kaybedilen toplumsal değerlerin yeniden kazandırılması, sabahtan akşama
yapılabilecek bir süreç değildir; uzun ve planlı bir çalışmayı gerektirir. Ancak ülkemizin
huzura kavuşması için bu çileli yola çıkmamız elzemdir. Değerlerin kaybolmasıyla toplum
kimliğini ve kişiliğini yitirmiş bir yığına dönüşür.
Vatanını, milletini, ülkesini seven edep ve adaba dikkat etmelidir. Herkese ve her
kesime açık alan ve törenlerde, insanî ve siyasî haklar kullanırken diğer insanların hak ve
hukukunun ihlal edilmemesine özen göstermek gerekir. İnsana saygı, millî birliğe giden yolun
ilk adımıdır.
Önce edep, sonra edep, ille de edep ya Hû!..