Milletlerin tarihinde kanla yazılmış büyük destanlar ve bunların içinde müstesna şeref levhaları vardır.
18 Mart 1915 Çanakkale zaferimiz bunun dünya savaş tarihine ve bizim tarihimize geçmiş emsalsiz örneğidir.
Milletimiz I.dünya harbinde Düvel-i Muazzama olarak nitelendirilen Avrupalı emperyalistlere karşı kadîm tarihine yakışır bir cevap vermiştir.
Sonuç olarak gününün en üstün teknolojisi, Mehmetçiğin çelikleşmiş din ve vatan sevgisine mağlup olmuştur.
Bizler bu mücadeleyi yapanların nesli olarak onların aziz hatırasını, anlamak ve yaşatmak için gayret etmeli ve onlara layık olmalıyız.
Şehidin ve gazinin en güzel mirası zaferdir.
Onların kan, gözyaşı ve ızdıraplarla yazdıkları destanlar; tarihimizin şeref sayfaları ve bu toprakların gerçek tapusudur.
Bu manaya uygun düşmeyen, sonraki nesillerin duruş, davranış ve yönelişleri şühedanın mirasının manasına aykırıdır.
Şühedaya ve gazâ ehline layık olmak, Milli bekâmız açısından, gelecek nesillerin ruhu olmalıdır.
Bu minval üzere yetiştirilecek nesiller de ülkemizin teminatıdır.
Hiç bir tarihî ayrıntıya girmek niyetinde değilim.bunu benden iyi yapacak değerli tarihçilerimiz, mütefekkirlerimiz, hamdolsun fazlasıyla mevcuttur.
Bir istisna olarak câlib-i dikkat önemli bir husustur ki: İngilizlerin, başta Hindistan ve Afrika sömürgelerinden topladığı Müslüman kardeşlerimizi bize karşı savaştırmaları tarihin ibret sayfasıdır.
Bu cümleden olmak üzere, halkın Müslüman ülkelerin Ortadoğu’da ; günümüz Türkiye’sine karşı, bizi Bekâ sorunuyla karşı karşıya bırakanların saflarında ve bize karşı türlü entrikaların içinde olmaları, kültürel ve stratejik açıdan analiz edilmesi gereken emperyalizmin doğal tezahürleridir.
Merhum M.Akif Ersoy Çanakkale şiirinde, her mısrasıyla Milletimizin asalet ve kahramanlığını örneklendiren ifade harikası bir destan yazmıştır.
Çanakkale harbi, bir milletin üniversite çağında ve çoğu Dar’ul Fünun talebesi olmak üzere bir neslin kaybedildiği trajik bir zaferdir.
Bu kayıplar nesiller boyu halen telafi edilememiştir.
Aziz hatıraları önünde dualar ve fatihalarla…
Milletimizin muzdarip ve değerli evladı!
Kendisini tanımak bahtiyarlığına eriştiğim, Mehmet Niyazi Özdemir, “Çanakkale Mahşeri” isimli tarihî romanında; Çanakkale savaşını, olay, vakıa ve kahramanlarıyla resmederek, ecdadın ruhuna yakışır bir “Şaheser” vücuda getirmiştir.
Kendisinden dinledim…
Milli Savunma ve Genel Kurmay arşivlerinde yaptığı araştırmalarını, savaşların şehit ve gazilerinin mektup vesaire dökümanlarını da ilave etmiştir.
Bunları bizzat savaş mahallini, şehit ve gazi yakınlarını da defalarca ziyaret ederek kaleme almıştır.
Eserini okurken, kendisine bizzat ifade etmiştim “ abey, vicdan azabından devam edemiyorum” dediğimde, yüzüme bakışındaki anlamlı ve acı tebessümü müşahade etmiştim.
Bu Vatan ve Millet sevdalısı olan zat, Uluslar arası Hukuk doktoru olmasına rağmen, eserleri; Türk Devlet Felsefesi, İslam Devlet Felsefesi, Medeniyetimizin analizi ve geleceği, Çanakkale Mahşeri (roman), Yemen Ah Yemen (roman) gibi, daha çok ağırlıklı olarak tarihî sahada olmuştur.
Bu “Çanakkale Mahşeri” isimli tarihî roman okuyucusunu, bu destanın içine almakta ve her okuyan bu mahşerde kendisine bir yer bulmaktadır.
Aziz şehitlerimize fatihalarla…