ALLAH İÇİN VAZGEÇMEK
Bizi yaratan Allah, varlığımızın devamı için gereken her türlü rızkı da yaratmıştır. Bu Allah’ın bizi sevdiğinin göstergesidir. Allah bizi sevdi ki yarattı. Ağız, göz, el, ayak, görme, dokunma, hissetme, akıl, şefkat nimetleriyle donattı. Kainatı ve daha binlerce yarattığını bizim hizmetimize sundu; çünkü Allah insanı eşrefi mahlukat olarak yarattı. Allah kullarını sever ve sevdiği kullarına iyilik irade eder.
Sevgide yakınlık manası vardır, sevgi yakınlığın en önemli sebebidir. Çünkü; seven, sevdiğine yakın olmak ve onu kendisine yakınlaştırmak ister. Bu evrede bizim de Allah’ ı tanımamız ve bilmemiz lazımdır. İnsan bir şeyi tanıdıkça sever, sevdikçe muhabbeti artar. Marifet Allah’ı tanımak, muhabbet ise onu sevmektir. Allah’ı bilen kişi kalben artık her saniye onun huzurunda olduğunu bilir tövbe ve sabırla yoluna devam eder.
Peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur. ‘’ Allah bir kulunu sevmek isteyince onu dener. ’’ Yani onun sevgiye layık olup olmadığını denemek için onu çeşitli musibetlerle imtihan eder. Bazen de nimetlerle imtihan eder. Bela imtihanı sabırla, nimet imtihanı şükürle kazanılır. Alimlerden bir zat şöyle demiştir. ‘’ Sen Allah’ı sevdiğin zaman, O’nun seni imtihan ettiğini görürsen bil ki O da seni sevmek ister.’’ Allah’ın kulunu sevdiğinin en açık delili onu hayır ve taatlere yönlendirmesi şer ve günahlardan korumasıdır. Böyle kimsenin hali kudsi hadiste şöyle anlatılır.’’ Ben kulumu sevdiğim zaman onun işiten kulağı gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.’’ (Buhari İbni Mace Beyhaki)
Allah sevdiği kuluna azap etmez. Onu günahlara karşı korur, hayır ve hasenatta muvaffak kılar. İşlediği günahlara karşı tövbe ve istiğfar ilham eder. Allah bizi bu kadar seviyorken bu kadar nimete gark etmişken tam da bu noktada, bizim Allah için yaptığımız ne vardır? Öyle ya bu kadar güzelliğin karşısında boş mu duralım? İnsan da kendisini Allah a yaklaştıracak gayret ve çaba içine girmeli ve ona elinden geldiğince yaklaşmalıdır. Bir kul için en üst makam Allah’ı bilmektir. Onun bizden istediği ibadete taatla meşgul olmalı haramlardan sakınılmalıdır. Eğer üzerimizde Rabbi’mizin görmek istemediği uygunsuz davranış ve alışkanlık varsa bunlardan sırf Rabbi’mizin rızasını kazanmak için vazgeçilmelidir.
Allah için vazgeçmek diyoruz en çok sevilen için nefsine hoş gelen şeylerden vazgeçmek. Bizim bu yaptığımıza Allah’ın ihtiyacı mı var? Haşa ,Allah hiçbir şeye muhtaç değildir muhtaç olan kesinlikle bizleriz. İyi bir müslüman olduğumuzu düşündüğümüz zamanlarda bile çok istediğimiz bir dünyalığın nefsanice peşine düşebiliyoruz. ‘’ Niçin olmadı neden olmuyor? ‘’diye isyanın eşiğine sürüklenebiliyoruz. Nefis ve şeytan boş durmuyor her zaman her yerde bizi etkisi altına alabiliyor. Peki Allah bize bunca nimeti vermişken, her yarattığını istifademize sunmuşken, biz Allah için ne yapıyoruz? Hangi nefsani arzumuzdan vazgeçebiliyoruz? ‘’Bunu da Allah için yaptık. ’’ diyebileceğimiz bir şey var mı? Bazen dünyevi bir kimseyi, bir objeyi, bir eşyayı, nesneyi o kadar çok sevip bağlanıyoruz ki, bunu fark edip tövbe yoluna girersek ne
âlâ. Tabii ki Allah, sonsuz merhametiyle hakiki tövbe eden müslümanı affedecektir. Ya biz günahımızın farkında değilsek o zaman Allah korusun şirk kuyularına yuvarlanır gider helak oluruz.
Yakup aleyhisselam, yıllarca hz. Yusuf için ağladı ve gözleri kör oldu. Çünkü en çok Yusuf’unu sevdi ve onunla imtihan edildi. Ne zaman Yusuf’tan vazgeçti ,Allah onları kavuşturdu. Hz. Züleyha , dünyalık bir sevgiden yola çıkarak Allah’a ulaştı. Allah için hz. Yusuf’un aşkından vazgeçti. Hz. İbrahim ,Allah yolunda oğlu İsmail’den vazgeçti. Yıllar sonra kavuştuğu evladı İsmail’i Allah yolunda kurban etmek için gözünü bile kırpmadı. Rabbi’nin rızasını kazanmak için biricik evladından vazgeçti.
Hz. Musab bin Ümeyr, Allah rızası için zenginliğinden şöhretinden ailesinden vazgeçti. Savaş meydanlarında cihat etti. Şehit olurken, o şaşalı hayatın içinden süzülüp gelen sahabenin, üzerine örtülecek kefen bulunamadı. Hz Ebubekir, Hz Hatice, malını mülkünü Allah yolunda harcadı. Dünyalıklarından vazgeçtiler ahiretini ve Rabbi’nin rızasını kazandılar.
İbrahim Ethem hz. tacı tahtı bıraktı. Sahip olduğu dünya nimetlerinden vazgeçip züht yolunu seçti. Allah’ın rızasını kazanmak için nefsine karşı mücadele etti. Aziz Mahmut Hüdai hazretleri, kadılığı müderrisliği bıraktı. Elindeki bütün malı mülkü fakirlere dağıttı. Nefsini terbiye edebilmek için sokaklarda incili kaftanıyla, ciğer sattı. Allah rızasını kazanmak için delilik damgasına razı oldu, ayıplandı horlandı. Buna benzer birçok hayat ve rızai ilahiyeyi kazanmak için sayısız örnek verilebilir.
Efendimiz(sav)” Her kim bir haramı terkederse, Allah ona terk ettiği şeyi ,helal olarak nasip eder “ buyurur. Allah rızası icin terkettigin her seyin yerine daha iyisi ile ödüllendiriliriz, hem dünyada, hem de ahirette..
Kim bir kibri bırakırsa, Allah derecesini yükseltir. Kim bir tartışmadan vazgecerse, peygamberimiz (sav), “onun için cennette bir ev garanti ediyorum “ der.
Şimdi bu noktada kendimize bakalım. Hangi kötü alışkanlığımızin olduğuna, hangi haram ilişki içinde bulunduğumuza bakalım. Düzeltmek ,vazgeçmek yoluna gitmeli,Allahtan gayrı heva ve heveslerimizin hepsinden yüz çevirip ,teveccüh-i tam ile Allahu teala azze ve celle hazretlerine yönelmeli, kalbimizde dilimizde, Allah’la olmalıdır.
Sufilere sohbet gerek,ahilere ahret gerek.
Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni.
Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri,
İsteyene ver onları, bana seni gerek seni
Yunus Emre
Selam ve dua ile……..